Göz kapağı düşüklüğü ameliyatı, genellikle yaş ile beraber göz kapağı dokularının deformasyonu ile gevşemesi ve yağ dokularınında artması ile beraber kapak kaslarınında zayıflaması sonucu ortaya çıkan şikayetleri gidermek için yapılır. Göz kapağı estetiği ameliyatı işlemlerinide içine alan bir cerrahi operasyondur.
Göz kapaklarının işlevsellik açısından görevlerini yerine getirmesi, göz sağlığı açısından oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bunun nedeni hem alt hemde üst kapakların temel amacı gözü korumaktır. Estetik açıdan önemli olsa’da, daha çok ne kadar sağlıklı bir yapıya sahip oldukları daha önemlidir.
Genellikle göz kapağı düşüklüğü yaş ile beraber oluşsada, bezen genetik veya doğuştan olabilmektedir. Eğer doğuştan bir göz kapağı sorunu varsa, göz tembelliğine neden olabilir. Yaş ile beraber veya başka nedenlerden dolayı ortaya çıkan göz kapağı sorunlarınaysa kişilerin hem görme fonksiyonları etkilemekte hemde estetik olarak kaygılar yaşatmaktadır.
Bu nedenle göz kapağı düşüklüğü ameliyatı hem görme fonksiyonlarının tam yerine gelebilesi için, hem gözün dış etkenlerden korunabilmesi için, hemde estetik sorunları ortadan kaldırabilmek için yapılmaktadır.
Özellikle artık günümüzde sosyal hayatlar çok daha ön planda olmaktadır. Bu nedenle gözler ve çevresi yüzü ön plana çıkartan ana unsurlardan bir tanesi olduğundan, göz ve çevresinin estetik görünmesi birçok kişi tarafından önemsenmektedir. Insan yüzüne bakıldığından yaşlanmanın ilk belirtileri göz ve çevresinde başlamaktadır.
Göz kapağı düşüklüğü ameliyatı ile, yaşlanmanın ilk belirtilerini veren göz kapaklarına müdahale edilerek hastaların sosyal hayatta kendilerini daha iyi hissetmeleri sağlanarak, genel göz sağlığıda bu şekilde korunmaktadır.
Genel olarak 30 yaşından sonra göz kenarlarında ve kapaklarında sarkmalar, gevşemeler, çizgiler oluşmaktadır. Bunların tümünün düzeltilmesi için oküloplastik cerrahi kullanılmaktadır. Yapılan işlemlerden sonra kişiler kendilerini 10 yaşa kadar genç görebilirler. Bu mümkün. Eğer ihtiyaç olursa her yaşta alt ve üst göz kapağı ameliyatları yapılabilmektedir. Herhangi bir yaş sınırı yoktur.
Göz Kapağı Düşüklüğü Belirtileri Neler?
Kişiler göz kapağı düşüklüklerini, genelde ayanaya baktıklarına veya resimlerine bakarken anlamaktadır. Eğer göz kapağında düşüklük mevcutsa bir asimetri sorunu oluşur, göz kapak düşüklüğü yaşanan (tek tarafsa) o bölge daha kısık veya diğer göz sanki daha büyükmüş gibi görünecektir.
Özellikle iki gözde birden göz kapağı düşüklüğü varsa, yorgun bir görüntü sürekli olacaktır. Hatta çevredekiler siz niye sürekli bu kadar yorgun görünüyorsunuz diyeceklerdir. Bunun nedeni göz kapaklarındaki düşüklüktür. Ayrıca göz kapaklarındaki düşüklük seviyesi ilerledikçe gözlerde yorgunluk artacak ve görme kaliteside bu yönde etkilenecektir.
Göz Kapağı Düşüklüğü Neden Olur?
Göz kapağı düşüklüğü sorununa neden olan bir numaralı etken göz kapağımızı kaldırmakla görevli olan levator adındaki kasın deforme olup, görevini tam olarak yerine getirememesi sonucunda olur. Vücudun bütün bölümlerinde nasılsa, bu kasımızda zamanla, yaş ilerledikçe eskisi gibi görevini yerine getiremeyerek esnemeye maruz kalır. Yıllar içinde dış etkenler, sert ovuşturma ve şişlik gibi durumlara eklenince süreç hızlanmakta, ve bir noktadan sonra göz kapağı düşüklüğü ameliyatı yapılarak sorunlar ortadan kaldırılmaktadır.
Göz kapağını kaldırmakla görevli ola levator kası sadece yaşlanma ile beraber ortaya çıkmaz. Genç kişilerdede bu sorun ile karşılaşmak mümkündür. Gençlerde göz kapağı düşüklüğünü tetikleyen en önemli faktörlerse; alerji veya göz kuruluğunun neden olduğu kaşıntı, bu nedenle gözler sürekli olarak sert şekilde ovuşturulur, travmalardan dolayı veya diğer göz hastalıkları kaynaklı uzun süre boyunca göz kapağının şiş kalması, sürekli tekrar halinde olan göz enfeksiyonları, kontak lens kullanımı ile göz kapağında meydana gelen esnemelerden dolayıda göz kapağı düşüklüğü yanabilmektedir.
Göz Kapağı Düşüklüğü Çeşitleri
Göz kapağı düşüklüğü çeşitleri doğuştan gelen kapak düşüklükleri ve yaş ile beraber gelen kapak düşüklükleri olarak ikiye ayırabiliriz. Diğer bir deyişle gerçek bir nedene bağlı olan düşüklükler ve asıl nedenlerin dışında olan durumlar nedeni ile oluşan yani yalancı düşüklükler de denebilir.
Yalancı göz kapağı düşüklüğü az önce bahsettiğimiz levator kasının gevşemesi veye esnemesi sonucunda olmaz, kapağın üstünde olan dokuların çok fazla baskı yapması ve sarkamaların olması ile oluşan düşüklüklerdir. Bunun nedenleri arasında: üst kapak ve çevresinde yer alan yumuşak dokuların, cildin, kaşların sarkmasıdır. Yalancı bir düşüklük varsa, tedavi göz kapağı düşüklüğü ameliyatı değil, göz kapağı estetiği konusuna girer. Buradan göz kapağı estetiği konumuza geçerek detaylara bakabilirsiniz.
Doğuştan Göz Kapağı Düşüklüğü
Bazı kişilerin göz kapakları doğuştan düşük olabilmektedir. Tıbbi adı konjenital olarak adlandırır. Bebek anne karnındayken gelişim sürecinde kapağı kaldıracak olan levator kası, kısa ve sert yapıda oluşur. Buda doğuştan göz kapağı düşüklüğüne neden olur. Burda kas hem serttir hemde kısadır. Yani yaşla birlikte fazla esneme ile oluşan düşüklük, burada kasın hiç esnememesi ve kısa olmasından kaynaklanmaktadır.
Norolojik Hastalıkların Neden Olduğu Göz Kapağı Düşüklüğü
Çok sık görülmesede nörolojik göz hastalıkları konusunda bağlı olarak göz kapaklarında düşüklükler olabilmekte. Buna neden olanlarsa; Myasthenia Gravis, ilerleyici kas distrofileri, orbita (göz çukuru), Myasthenia Gravis, ilerleyici kas distrofileri, 3. sinir felci, Horner Sendromu veya beyin kitleleri-damarsal anomalileri ve temporal arterit gibi etkenler olmaktadır.
Yukarda bahsettiğimiz hastalıklara mutlaka erkenden tanı konulmalı ve ayrıntılı incelemeler her anlamda yapılmalıdır. Eğer tanı konulmaz ve uygun tedaviye gidilmezse tam görme kabı hatta ölümlere kadar giden sonuçlar ile kaşılaşmak mümkündür. Noro-oftalmolojik ve okülopaltik olarak göz kapağı, optik sinirler, göz hareketleri, göz bebeği değerlendirilmelidir. Ayrıca göz dibi muayenesi atlanmamalıdır. Ayrıntılı bilgi : Göz dibi muayenesi nedir, nasıl yapılır?
Yaş ile Birlikte Gelen Göz Kapağı Düşüklüğü
Yaş ile birlikte oluşan kapak düşüklüğü genellikle, cilt dokusunun ve kasların eskiye oranla daha esnek olmasıdır. Yaş ile birlikte göz kapağını kaldıran kas gevşeyerek esner ve buda kapağın düşmesine neden olur. Ayrıca bunların dışındaysa ileri yaşlarda şu nedenlere bağlı olarak kapak düşüklüğü olabilmekte;
- Göz kapağınıda içine alan kazalar nedeni ile,
- Uzun süreli kontak lens kullanmak,
- Bazı kas hastalıkları,
- Üst göz kapağında kitle varlığı gibi nedenlerden dolayı göz kapağı düşülüğü yaşmak mümkündür.
Göz Kapağı Düşüklüğü Tedavi Aşaması
İlk başta şunu belirtmekte fayda var ameliyatsız şekilde göz kapağı ameliyatı olur mu? Sorusu oldukça sık sorulan sorulardan birisi. Cevabı ise hayır, ameliyatsız göz kapağı düşüklüğü tedavi olmaz mümkün değildir. Tek tedavi şekli cerrahidir. Yukarda bahsettiğimiz yalancı kapak düşmesi gibi durumlarında zaten prosedür başka ilerlemektedir. Botoks ve dolgu gibi uygulamalar ile yalancı kapak düşmeleri düzeltilebilir. Ancak gerçek düşüklüklerde cerrahi tek tedavidir. Bu durumu hastalara açıkça anlatılmalı. Aksi taktirde yanlış anlaşılmalar olarak, hasataların kafaları iyice karışmaktadır.

Göz Kapağı Düşüklüğü Ameliyatı
Göz kapağı düşüklüğü tedavisi planlanırken, ayrıntılı bir inceleme yapılması gerekmekte. Ancak bu incelemerden sonra cerrahi planı yapılarak, uygun tekniğe karar verilir. Göz kapağı düşüklüğü ameliyatı üç farklı biçimde yapılır. Bunlar; Müller kası cerrahisi, levator kası cerrahisi ve askılama yöntemleridir. Bunlardan hangisine karar verileceği ise şu incelemerden sonra ortaya çıkmaktadır. Yapılacak incelemeler ise;
- Göz kapağı düşüklüğü hangi seviye,
- Görme seviyesi hangi düzeyde,
- Kapağı kaldırmakla görevli olan kasın ne durumda olduğu,
- Kapağı kapatmakla görevli olan orbikularis kas durumu,
- Aşağı ve yukarı bakışlarda göz kapağının durumları,
- Gözlerde kayma olup,olmaduığı,
- Gözün ışığa verdiği cevaplar,
- Göz hareketleri ne kadar sağlıklı,
- İki kapağın birbirine uyumu,
- Göz yüzeyin sağlığı,
- Gözde alerji durumu varlığı,
- Kuru göz hastalığı var mı?
- Kirpiklerin kapaktan çıktıkları kenar yapıları nasıl.
Yukarıda bahsetttiğimiz incelemeler ve detaylı bir göz muayenesi sonucunda cerrah hangi cerrahi yöntemi kullanacağına ve tedavinin nasıl işleyeceğine dair detaylı planlarını hazırlar. Gerek duyarsa başka testlerde isteyebilir.
Müllerektomi tekniği
Eğer hasta uygunda hiçir kesiye ihtiyaç duyulmadan göz kapağı düşüklüğü ameliyatını yapmak mümkündür. Konjoktivo-müllerektomi adını verdiğimiz teknik kullanılarak ameliyat gerçekleştirmek mümkündür. Konjoktivo-müllerektomi yönteminin hasta ve cerrah açısından birçok avantajı mevcuttur. Konjoktivo-müllerektomi tekniğinin avantajları şu şekildedir:
- Herhangi bir kesi atılmadığından iyileşme süreci kısalmakta,
- Kesi atılmadığınan iz kalma riski yoktur,
- Hastaya sakileştirici verebilir,
- Hasaya genel anestezi yapılabilir,
- Göz kapağının şeklinde bir deformasyon olmaması gibi hem hasta hemde cerrah yönünden avantajları vardır.
Hastaya yapılan anestezi sonrasında kapağın iç kısmı bükülerek çevrilir ve içerideki Müller kasına müdahale edilerek esneyen kas kısaltılır. Müller göze kapağı ameliyatı tekniği ortalama 8 ile 10 dakika aralığında sona erer. Sonrasında hasta herhangi bir kısıtlama getirilmez, günlük hayatına gere dönebilir.
Lavator Tekniği
Diğer bir teknik ise müllerektomi tekniğine uygunluğu onaylanmayan hastalara yapılan cilt yolu ile uygulanan lavator tekniğidir. Yapılan damla testi sonucunda ve diğer testler sonucunda Müller tekniğine hastanın uygun olmadığı kararına varılırsa lavator göz kapağı düşüklüğü ameliyatı için lavator tekniğine geçilir. Diğer teknikte hastaya genel anestezi yapılabilmekteydi, ancak lavator tekniğinde genel anestezi yapılmaz, hastanın uyanık kalması gerekir. Bunun nedeni ise, ameliyat esnasında cerrahın göz kapağına seviye ayarı yapmasıdır. Ancak yapılan 1cc’lik lokal anestezi sayesinde işlem boyunca hasta hiçbir şekilde acı hissetmez.
Bu teknikte cilde bir kesi atılır. Ancak bu kesi, göz açıkken arka tarafta kalacak şekilde yapılır. Ve buraya gizlenir. Sonrasında atılan kesiden içeriye girilerek orbikularis kasına ulaşılır ve bu kas açılarak lavator kasının önünde olan ve onun önünü kapatan yağ dokularının üzerinde olan zar açılarak, lavator kası kısaltılır ve sıkıştırılır. Böylelikle göz kapağını kaldıran kas kısaltılarak göz kapağı düşüklüğü tedavisi cerrahi olarak yapılmış olur. Eğer gerekirse diğer göz ile uyumlu olması için simetri verilir ve fazla yağ ve cilt dokusu varsa alınır. En son estetik dikişler atılarak işlem sonlandırılır.
Askı Yöntemi
Bazı kişilerde lavator kası tamamen etkinliğini yitirmekte ve hiç çalışmamaktadır, genellikle bu doğuştan göz kapağı düşüklüğü, norolojik problemler, sinir kesilerinin neden olduğu kapak düşüklükleri ve kas distrofileri gibi nedenlerden oluşmaktadır. Cerrahide ki amac kapağı lavator kası kaldıramadığı için, bu görev frontalis kasına vermektir. Bunun içinde cerrah askı tekniğin kullanır.
Kaç üzerinden 3 adet çok küçük milimetrik şekilde kesiler açılır, sonra kapağı tam kıvrım noktasından kesi atılır, bu kesi gizlidir. Kaşın üzerinden atılan kesiler sayesinde göz kapağı askıyan alınarak yukarı kaldırılır. Cerrahi işlem esnasında estetik görüntü elde etmek için, simetrik katlantı kesinlikle oluşturulmalıdır. Askı yöntemi çocuklarada yapılabilir. Çocuklarda genel anestezi tercih edilirken, yetişkinlerde hastanın durumuna göre lokal veya genel anestezi altında yapmak mümkündür.
Cerrahi işlemde kullanılacak askı malzemeleri çeşitleri olsada, artık son dönemlerde bacağın üst dış tarafınan alınan ve bir zar olan fasya lata tercih edilmekte veya silikon askı tercih edilmekte. Bahsedilen iki malzemenin kendilerine göre avantajları olsada, dezavantajlarıda yok değildir. Özellikle silikon askı malzemesi çok daha yaygın kullanılmaktadır. Bunun nedeni, rahat bir şekilde cerrahın esneterek ayar yapabilmesi ve ikinci bir ameliyata gerek kalmamasından dolayı silikon kullanılmaktadır.
Göz Kapağı Düşüklüğü Ameliyatı Sonrası İyileşme Nasıl İlerler?
Ameliyattan sonraki hasta yaklaşık 3 saat kadar gözlem altında tutularak, herhangi bir sıkıntısı yoksa taburcu edililir. İşlemin uygulandığı yara yerine enfeksiyon riskine karşı bir hafta antibiyotikli pomat yapılır. Aytırca ameliyatı takip eden 3 gün şişlik ve morlukların en aza inmesi için buz kompresi yapılması gerekir. Bunların yanına yaraya 6 gün su teması olmaması gerekmektedir.
Göz kapağı düşüklüğü ameliyatı sonrası iyileşme döneminde herhangi bir ağrı beklenmez. Zaten bir hafta sonra dikişler alınacaktır. Dikişilerin alınması işlemindede hasta herhangi bir acı, ağrı hissetmez. Göz kapağı düşüklüğü ameliyatı sonrası iyileşme döneminde hastalar şu maddelere dikkat etmelidirler;
- İlk 3 gün buz uygulaması,
- İlk bir hafta antibiyotikli pomat düzenli kullanılması,
- İlk 6 gün yara yerine su değmemesi,
- İlk on gün öne doğru eğilmekten kaçınmak,
- İlk on gün ağır işlerden ve ağır kaldırmaktan uzak durmak.
- Spor aktiviteleri, özellikle boks, kikboks gibi temas olan sporlardan 2 hafta uzak kalmak gerekmekte.
- 2 hafta kadar deniz ve havuzdan uzak durmak. Bu maddelere hastalar ameliyat sonrası dikkat etmelidirler.
Ameliyat sonrası şişlik ve morarma olasıdır, ve beklenen bir durumdur. Hastadan hastaya ve ameliyatta kullanılan tekniklere göre 2 haftaya kadar morluklar ve şişlikler kendiliğinden geçecektir.
Birçok kişi göz kapağı düşüklüğü ameliyatı sonrası 3. Gününden itibaren masa başı işlerine, çok fazla efor gerektirmeyen işlerine başlayabilir. Tabiki yukarıda dediğimiz gibi 2 hafta kadar temas gerektiren sporlardan kaçınmak çok önemlidir. Çünkü yara iyileşme sürecinde, bölgeye herhangi bir darbe alınmaması gerekmektedir.
Ameliyatı takip eden 2. Haftadan itibaren düşük tempolu yürüyüşlere başlanabilir. Burada önemli olan ameliyattan önceki temponun ilk etapta %30 kadar bir eforla yürüyüş veya sporları yapmaktır. Giderek yavaş yavaş spor aktivitelerin şiddeti artırılabilir. Makyaj ise ameliyattan en az on gün sonra yapılmaya başlanmalıdır.
İş hayatına 3 gün sonra koruyucu gözlükler ile dönmek mümkündür. Ancak durumlar elveriyorsa, sorun olmayacaksa ilk bir hafta hastalar evlerinde dinlenmelidirler. Bu çok daha iyi bir iyileşme süreci sağlayacaktır. Ameliyattan sonra göz kapağı seviyesi hemen normale gelmez. Genenlikle 3-4 haftada kapak seviyesi normal seviyelerine gelecektir. Her zaman olamasada, nadir olarak kapak seviyesi 2 aya kadar normal seviyesine gelmeyebilir.
Lazer ile Göz Kapağı Düşüklüğü Ameliyatı Olur mu?
Lazerle göz kapağı düşüklüğü ameliyatı hayır olmaz. Bu dünyanın heryerinde bu şekildedir. Göz kapağı düşüklüğü tedavisi bütün dünyada aynı teknikler kullanılarak yapılmaktadır. Ameliyatın yapılabilmesi için ilk önce kapaktan içeri girmek gerek, bunun içince kesi atılması gerekli. Sadece bu kesiyi yapabilmek için, bisturi, lazer veya radyofrekans elektrokoter kullanılabilir. Kesi atıldıktan sora lazer kullanılması mümkün değil. Çünkü lazer parçalamak, buharlaştırmak, yok etmek, kesmek için kullanılır. Lazer hakkında dayalar: Göz lazer ameliyat çeşitleri
Göz Kapağı Düşüklüğü Ameliyatı Riskleri Nelerdir?
Göz kapaklığı düşüklüğü ameliyat işlemleri başından sonuna kadar, alanında uzman tecrübeli cerrah tarafından yapılmak zorundadır. Aslında en büyük riski bu işi çok iyi bilmeyen, öğrenmemiş hekimlerin yapması oluşturur. Çünkü ayrı bir uzmanalık isteyen bir işlemler bütünüdür.
Hastanın öyküsünün çok iyi alınması, çok iyi bir göz muayenesi ile birlikte genel sağlık durumunun kontrolleri. Son olarak toplanan bütün verileri cerrah işleyerek en uygun cerrahi işlem tekniğini planlama yapması gerekir. Ve bu şekilde göz kapağı düşüklüğü ameliyatı riskleri en aza indirilir. Ayrıca herhangi bir planlama hatasında ameliyat sırsında yapılacak hata nedeni ile geri dönüşü zor olan sorunlar ile karşılaşmak mümkündür. Bu nedenle tecrübeli ve uzmanlaşmış bir hekim tarafından yapılırsa riskler minimize edilmektedir.
En çok karşılaşılan sorunlar arasında, tekniğe uygun yapılmayan ameliyat sonrasına göz kapağı yeterince düzeltememiş veya simetri sorunları ile hastalar hayal kırıklığına uğramaktadır. Bu sorun sadece cilt alındığı için ortaya çıkıyor.
Ameliyat sırasında ise teknik konularda yapılan hatlar şu sorunlara neden olabilmekte. Önceden atılacak kesinin tam olarak düzgün planlanması sonucunda;
- Yara izinlerinin kalması,
- Asimetri sorunları,
- Kapak şeklinde oluşacak sorunlar,
- Cilt sorunları,
- Göz kapağı kenarlarından içe veya dışa dönebilir,
- Kirpikler gözün içine doğru dönebilirler, ve göz yüzeyine temas edebilirler,
- Bazen tekniğin düzgün uygulanmaması sonucunda kapağın çok yüksek veya çok düşük kalması,
- Göz kapağı kanamaması ve bu nedenle diğer göz problemlerinin tetiklenmesi,
- Özellikle yağ bezesi sanılarak göz yaşı bezlerinin yanlışlıkla alınması gibi hatalarda görülmüştür.
Oküloplastik cerrahi konusuna özel olarak eğitim almış, bu konuda uzmanlaşmış ve yüzlerce ameliyata girmiş, ayrıca bu konuda eğitimler veren bir cerrahın yapacağı göz kapağı düşüklüğü ameliyatı riskleri son derece azdır. Çünkü uzman bir cerrah ameliyatının planlanmasından, sonrasındaki risklere kadar herseyi düşünerek planlamaktadır. Bu nedenle cerrahi işlemler sırasında çok büyük bir sorun ile karşılaşılmazsa bütün cerrahi işlem adımları başarılı şekilde tamamlanacaktır.
Ancak şu bir gerçektirki her cerrahi işlemin veya girişimin her zaman riskleri vardır. Hiç bir zaman sıfır risk diye bir durum söz konusu değildir. Tabiki riskler tecrübeli ve bilgili ellerde minimize edilmektedir. Ancak tecrübeli ellerde dahi olsa şu sorunlar ile karşılaşmak mümkündür; uzun süren morluklar ve şişlikler, ayrıca kuru göz hastalığının tetiklenmesi veya zaten olan göz kuruluğu şikayetlerinin geçici olarak daha fazla artması. Son olarak bazen ikinci ameliyat gereksinimi duyulması.

Bebek ve Çocuklarda Göz Kapağı Düşüklüğü Neden Olur?
Bebek ve çocuklarda göz kapağı düşüklüğü nedeni; anne karnındayken bebeğin göz kağanını kaldırmakla görevli olan levator kası istenilen derecede gelişmediğinden kaynaklanmaktadır. Bu şekilde olduğunda kas kapağı güçlü bir şekilde kaldıramadığı için, doğumdan itibaren bebeğin gözü kısık görülür. Tek taraflı ise iki göz arasıda simetri farkı olacaktır. Hatta bebekler kapak düşüklük derecesine göre gözünü/gölerine tam olarak açmakta zorlanırlar. Bunların yanında lavator kası sert olduğundan ve esnek yapısını tamamen kayıp ettiğinden dolayı, aşağı bakarken diğer göz kapağından etkilenen göz daha yukarda olur.
Uzman bir hekim tarafından oküloplastik olarak bebek detaylıca değerlendirilir. Böylece göz hareketleri, görme fonksiyonları ve görme düzeyleri incelenerek bir karara varılır. Fakat düşüklük olan tarafta ileri derecede görme kusuru olabileceği unutulmamalı. Bu nedenle ölçüm ve incelemeler dikkatlice yapılmalıdır. Gözden hiçbir detay kaçmamalı.
Çocuklarda ve bebeklerde göz kapağı düşüklüğü göme alanını kapatacak kadar ileri seviyelerdeyse, göz tembelliği hemen akıllara gelmeli ve kapak düşüklüğünün tek tedavisi olan göz kapağı düşüklüğü ameliyatı yapılamalıdır. Bunun yanına bazen aynı gözde göz kayması olabileceği için, kayma söz konusu ise, birincil olarak göz kayması düzeltilmelidir.
Burada en uygunu, eğer görme aksı açıksa her altı ayda bir düzenli kontroller yapılmadır. Sonrasında ameliyat için en uygun yaş aralığı 2 ile 4 yaş arasındadır. Bu yaş aralığında çocuk ameliyat edilmelidir. Yapılacak olan ameliyat yöntemine gelirsek. 3 ayrı ameliyat yöntemi var. Hangisi yapılacağına hekim tarafından yapılacak detaylı incelemelerin sonucu karar verecektir. Ayrıca göz kapağını kaldıran kasın durumu ve kapağın düşüklük seviyeside tekniği belirleyen etkenler araasındadır. Bu yöntemleri göz kapağı düşüklüğü ameliyatı kısmında detaylıca ele aldık ama kısaca buradada bahsedilim. Müller tekniği ile göz kapağının içinde göz kapağını kaldıran kasa müdahale, levator tekniği ile göz kapağın cilt kısmından girip müdahale ve askılama tekniği ile kapağı kaldırma görevini üst kaslara vermek. Bu üç tekniği ayrıntılı olarak makale içinde bulabilirsiniz.
Son olarak doğuştan göz kapağı düşüklüğü kendiliğinden geçer mi? Diye sorularda gelmekte. Maalesef doğuştan olan kapak düşüklükleri kendiliğinden geçmemekte. Herhangi bir ilaç kullanımı ile veya zamanla iyileşme sağlanmaz. 2 ile 4 yaş aralığı beklenir ve ameliyat gerçekleştirilir. Gerçek göz kapağı düşüklüğünün tek tedavisi cerrahidir.
Göz Kapağı Düşüklüğü ile İlgili Sorulan Sorular
Göz kapağı düşüklüğü genetik mi?
Genellikle oluşan göz kapağı düşüklüğü genetik olmaz. Doğuştan veya yaşa bağlı olamakta yada sonradan travmalara bağlıda gelişebildiği gibi, makalemizde bahsettiğimiz yalancı gö kapağı düşüklüğüde yaşanabilmekte. Zaten gevşemiş olan göz kapağını kaldıran kasın, vücuttaki diğer kaslar ile kolejen yapılarının benzerlik göstermesidir. Bu şu anlama geliyor diğer kaslar ile elastikiyet yapıları benzer olmaktadır. Burada genetik olarak bir bağlantı kurmak için benzer elastik yapılı kolejeni olan diğer aile fertlerinin ileri yaşlardaki kas durumlarına bakmak ve kas yapısının göz kapağı düşüklüğüne ne oranda neden olabileceğini hesaplamaktır. Ancak buradan göz kapağı düşüklüğü genetik yatkınlığı vardır demek yanlış olur.
Göz kapağı düşüklüğü baş ağrısı yapar mı?
Göz kapağı normalden çok daha fazla düşerse, bu sefer vücut otomatik olarak, göz önünü açmak ve daha iyi bir görüş elde edebilmek için, göz kapaklarını kaldırma görevlerini levator kasından kaşlara ve buradanda alın kaslarına vererek gözün önünü açık tutmaya çalışır. Ancak bu seferde çok fazla yük binen kaslar, gün içinde çok çalışacağı için ağrılar ortaya çıkar. Bu ağrıda genellikle alın bölgesinde oluşan baş ağrısıdır.
Göz kapağı düşüklüğü görmeyi engeller mi?
Tabiki göz kapağı düşüklüğü görme yetisini önünü kapatacağı için görmeyi engeleyebilir. Ancak bu göz kapağı düşüklüğünün ne kadar ve hangi seviyede olduğu ile doğrudan ilgilidir. Hafif ve orta seviye göz kapağı düşüklüklerinde çok fazla gözün önü kapanmasada ileri derecelerde görmek için eli ile göz kapağını kaldıran hastalarında olduğunu söylemek isteriz.
Göz kapağı ameliyatı fiyatı
Göz kapağı ameliyatı fiyatı her hastaya özel yapılacak olan ameliyat planının çıkarılmasından sonra net olarak belirlenmektedir. Eğer göz kapağı düşüklüğünüz varsa önce uzman bir hekime giderek, gerekli değerlendirmelerin yapılmasının ardından, gerçekten ameliyata ihtiyaç olup olmadığına karar verilmelidir. Çünkü bazen ameliyata gerek kalmadan küçük müdahaleler ile göz kapağı düşüklüğü düzeltilebilmektedir.
Göz kapağı düşüklüğü kendiliğinden geçer mi?
Oluşan göz kapağı düşüklüğü eğer, göz kapağını kaldıran kasın gevşemesinden dolayı ise veya doğuştan gelen bir kapak düşüklüğü mevcutsa kendiliğinden geçmesi mümkün değildir. Tek tedavisi cerrahidir. Göz kapağını kaldıran kas levator kasıdır. Bu kas aşırı elastik olursa, sünerse gö kapağını kaldıramayarak aşağı düşmesin neden olur. Sünmüş bir lastik bant düşünülünde, nasıl bu bant sünmüşken eski halini alamazsa, göz kapağını kaldıran kasımızda bu şekildedir. Ancak cerrahi ile müdahale edilip, kısaltılarak sorun çözülmektedir.
Bazı durumlara, örneğin trafik kazaları, saldıralar gibi doğrudan travmalara bağlı göz kapağı yaramlanmalarında, kesici ve delici aletler ile sinir ve kas hasarı verilmemişse göz kapağı kendisini bir kaç aya tamir ederek düşüklüğü kendi kendine düzelmektedir. Ancak bu tür yaralanma vakalarında kesinlikle uzman bir hekim oküloplastik açıdan detaylı olarak değerlendirmeli. Buna göre acil müdahale gerekli mi yoksa kendiliğinden düzelir mi karar verilir.
Çok nadirde olsa bazı botoks uygulamaları sonrasında göz kapağı düşüklüğü şikayetleri oluşabilmekte. Fakat botoks ile ilgili olan kapak düşüklükleri en fazla 2-3 ay içinde kendiliğinde geçmektedir. Toparlanma süreci dahada hızlı bir şekilde tamamlamak istenirse. Göz doktorunun vereceği bazı damlalar ve levator kasını gevşetmek için botoks yapılarak geçici bir tedavi ile iyileşme daha erkene çekilebilir.
Yine nadir olarak karşımıza çıkasada, bazı kontak lens kullanan yaşı genç ve orta olan kişilerde de kapak düşüklüğü görülebilmekte. Burada göz kağan düşüklüğü kendiliğinden geçmesi için, öncelikle çok uzun süredir kontak lens kullanmamak ve kapağın maksimum bir iki mm kadar düşmesi gerek. Böyle durumlarda kontak lens kullanımına bir süre ara verilirse göz kapağı kendisini toparlayarak eski seviyesine geri gelecektir.
Göz kapağı düşüklüğü için hangi doktora gidilir?
Göz kapağı düşüklüğü ve göz kapağı düşüklüğü ameliyatı oküloplasti konusudur. Bu nedenle oküloplastik cerrahların uzmanlık alanına girer. Bu nedenle kapak düşüklüğü sorunlarında oküloplasti uzmanlığı olan bir göz hekimine gidilmesi gerekmektedir.
