Göz tansiyonu ve glokom ayrı durumlardır, göz tansiyonu yükselmesi istenmeyen, belli sınırlarda kalması istenen göz içi basıncını ifade eder. Yüksek seyreden göz tansiyonu gözün arka tarafında bulunan, optik sinirlere zarar verebilmektedir. Optik sinirler zarar görürse, tahribatı sonucunda geriye dönüş olmayan görme kayıpları ortaya çıkabilmektedir. Bu optik sinir hasarı glokom olarak adlandırılır.
Bir hekim olarak söylemem gerekiyor ki, göz tansiyonu, ve neden olduğu glokom benim de sevmediğim, istemediğim bir hastalık türüdür. Bunun nedeni ise, sinsi bir hastalık olmasıdır. Yıllarca hiçbir belirti vermeden gelişerek oluşmaktadır. Bu nedenle düzenli olarak göz doktoru kontrollerine gelmeyenler, göz tansiyonu olsa bile bunu anlayamazlar. Hiçbir sorun olmasa dahi iki yılda bir göz hekimine gitmek, muayene olmak göz tansiyonu erken teşhisinde oldukça önemlidir. Eğer göz tansiyonuna müdahale edilmezse, yavaş yavaş ilerler ve ilerledikçe görme kaybı da oluşur. Hastalığın seyrine göre, görme kaybı oluşur. Eğer müdahale de çok geç kalınırsa, optik sinirler zarar görerek kalıcı görme kaybına yani Körlüğe dahi neden olabilir. Herhangi bir göz sorunu olmayanlar 50 yaşına kadar iki yılda bir, göz hastalığı olanlar her yıl veya hekiminin uygun gördüğü zaman aralıklarında, 50 yaşından sonra ise hiçbir göz hastalığı olmasa dahi, her yıl göz hekimine gitmek gerekir.
Göz tansiyonunun neden olduğu glokomun iki ayır tipi vardır. Bu tiplerinden biri diğerine göre daha çok görülmektedir. göz tansiyonu çeşitlerinden biri olan açık açılı glokom sinsi ve yavaş ilerler, ağır yapmaz, ayrıca uzun süreler boyunca hasta göz doktoruna gelmezse anlaması çok da mümkün değildir. İkincisi olan kapalı glokom, diğerinin tam tersi olarak aniden şikayetlere neden olur. Bu yüzden göz tansiyonu tipine göre, göz tansiyonu belirtileri aniden, birden bire çıkabileceği gibi, sinsi olarak yavaş yavaş ilerleyebilir. Gençler de görme oranı az olsa da, 40 yaş sonrasında oluşma ihtimali daha fazladır. Özellikle ileri yaşlarda, 60 yaş ve üzerinde görme kaybının en büyük nedenlerinden biridir.
Göz Tansiyonu ve Glokom Nedir?
Glokom ve göz tansiyonu, görme sinirlerini etkileyerek görme kayıplarına neden olabilen, iki tipi olan göz hastalığıdır. Kapalı açılı, açık açılı olmak üzere iki tipi vardır. Açık tip sinsi ve yavaş ilerler, ayrıca ağrı ve sızı yapmaz. Kapalı açılı tipinde ise, şikayetler aniden ortaya çıkar. Dünya geneline bakıldığında, göz tansiyonu kataraktan sonra tam görme kaybına neden olan ikinci göz hastalıklarındandır. Ancak göz tansiyonu ve glokom aynı durumları ifade etmezler. Göz tansiyonu, göz içi basınç yükselmesidir. Glokom ise görme sinirlerinin hasar görmesidir. Yüksek göz içi basıncı görme sinirlerinde hasara neden olmaktadır.
Göz tansiyonu yüksek seyreden kişilerde glokom oluşma riski daha fazladır. Bu nedenle göz tansiyonu ve glokom genelde bir arada kullanılır. Glokom kısaca görme sinirlerini kalıcı olarak hasar görmesidir. Yani optik sinirlerin ölme durumudur. Buradan yola çıkarak her yüksek seyreden göz tansiyonu, aslında optik sinirlere zarar vermez, yani glokom oluşturmaz. Her yüksek seyreden göz içi basıncın görme sinirlerine zarar vermemesine oküler hipertansiyon adı verilir.
Bazı hastalarda ise göz tansiyonu yüksek seyretmez, ancak glokom gelişebilir. Bu duruma ise normal basınçlı glokom da verilir. Bu nedenle kişide glokom hastalığı olup olmadığı, yüksek seyreden göz tansiyonu ile değil, optik sinirlerin ne durumda olduğu ile ilgilidir. Düzenle göz doktoru kontrolleri ile erken evrede, daha optik sinirlere zarar vermeden tespit edilen göz tansiyonu, kontrol altına alınarak, olası optik sinir hasarlarının önüne geçmektedir. Bu nedenle düzenli göz doktoru kontrolleri ve düzenli göz tansiyonu ölçümleri kritik önem taşımaktadır.

Glokom Belirtileri Nelerdir?
Hastalar da glokom oluşmasının, temel özelliği sinsi bir hastalık olmasıdır. Bir çok hastada herhangi bir belirti vermeden sinsice ilerler. Belirti vermeye başladığında ise genellikle görme kaybı yaşanmıştır. Glokom hastalığında görme kaybı merkez görmeden değil, çevre görmeden oluşması sebebiyle olur. Bunun açıklaması ise çevre görmeden başladığında iki göz açık olduğunda herhangi bir görme kaybı varmış gibi hissedilmez. Ancak merkezden görme kaybı oluşsaydı, hasta bunu hemen anlardı.
Bunların dışında bir çok glokom hastasının temel özelliği, göz tansiyonlarının aniden yükselmemesidir, yavaş yavaş yükselmesidir. Bu durum ise, görme sinirinin yavaş yavaş hasar almasını ve bu hasarın herhangi bir belirti ile anlaşılmamasına neden olur. Diğer bir deyişle görme siniri, optik sinir yavaş yavaş ölür. Kişiler genellikle görme kaybını, merkez görmenin etkilendiği evrede anlarlar. Özellikle 50 yaşından sonra hiçbir göz hastalığı olmasa bile düzenli olarak göz hekimi ziyaret edilmeli, göz tansiyonu ölçümleri yapılmalı ve gözde dibi muayenesi ve OCT olarak adlandırılan, göz tomografisi ile optik sinirlerin incelenmelidir. OCT sayesinde sinir hücre sayımları yapılabilmektedir. Bu teknoloji sayesinde glokom erkenden teşhis edilerek, tedavisine başlamaktadır. Bu da görme sinirlerinin tahribatını önlemektedir. glokom belirtilerini sıralarsak şöyledir;
- Sinsidir ve belirti vermez,
- Baş ağrısı yapabilir,
- Gözler ağrı yapabilir,
- Buğulu ve puslu görmeye neden olabilir,
- Bulanık görmeye neden olabilir,
- Işıkların etrafında hareler görüyor, gibi belirtiler verebilir.
- Akut dönemde ise, göz kızarması ve yanında gözde ağrı,
- Hastalığı bulantı ve kusma,
- Birden bire, aniden ortaya çıkan görme kayıpları glokom milletleri arasındadır.
Akut glokom nedir? Diye soracak olursanız; akut glokom kapalı açılı glokomda oluşur.
Ortaya çıkan akut glokom krizlerinde, bu krizler aniden ortaya çıkar, kısa süre içerisinde yani birkaç saat içinde, göz içi basıncı normal değerlerinden yukarıya çıkarak, 50-60 mmHg seviyeleri gibi çok yüksek seviyelere çıkar. Akut glokom krizi birden birden bire başladığı için, hastada baş ağrısı, bulanık görme ışık etrafında halkalar, bulantı ve kusma gibi şikayetler neden olur.
Göz Tansiyonu ve Glokom Neden Olur? Kimler Risk Altında
Göz tansiyonunun ortaya çıkmasının belli başlı nedenleri varken, ve göz tansiyonu da glokoma sebep olurken, bunları tetikleyen bazı durumlar vardır. Görme geleceğimizin hem korunması hem de beslenmesi için üretilen bir göz sıvısı vardır. Bu göz sıvısına aköz hümör verir. Göz tansiyonu ise bu sıvının eş zamanlı şekilde boşaltılmasını sağlayan kanalların yani trabeküler ağların tıkanmasıyla oluşmaya başlar.
Aköz hümör sıvısı gerektiğinde yeteri kadar tahliye edilemezse ve birikirse bu göz içinde basınç artışına sebep olacaktır. Bu basınç ise, gözün arka tarafında bulunan optik sinirlerin zarar görmesine, ve zamanla göz tansiyonu kontrol altına alınmazsa, hasarın boyutu artarak, optik sinirlerin ölmesine sebep olmaktadır.
Burada önemli olan, basınç artışının önüne geçilmesi ve dengelenmesidir. Eğer basınç artışının önüne geçilmez ve dengelenmese, optik sinirlerin tahribatı gerçekleşerek kalıcı görme kayıpları ve tam görme kayıpları oluşabilir. Az önce bazı hastalarda göz tansiyonu normal olmasına rağmen, glokom oluşabileceğini söylemiştik. İşte bu tür hastalarda, görmesin ellerinde kan olması gerektiği gibi akmadığından optik sinirler zarar görmektedir. Kademeli olarak optik sinirlere verilen hasar artacağınından tam görmeyle sonuçlanacaktır.
Bunların yanında gözün içindeki aköz hümör sıvısının tahliye edilmemesi ve birikmesi, göz tansiyonu için bir tandır, ancak glokom için yeterli bir olgu değildir. Glokom tanısı için, optik sinirlerde hasar oluşması gerekmektedir. Optik simlerdeki hasar oluşumu ise, önlem alınmayan ve zamanında kontrol altına alınmayan göz tansiyonu sonucu oluşmaktadır. Glokom i̇çin, risk altında olanlar ise şu şekildedir;
- Göz içi basınç yani, göz tansiyonu yüksek seyreden kişiler Glokom yönünden riskli kişilerdir. Tabii ki de her göz içi basıncı yüksek olan kişilerin hepsi glokom olmazlar,
- Burun yanında kornası inci olan hastalarda yine risk grubundadır,
- Sıklıkla 40 yaşından sonra görürse de, daha genç kişilerde de görülebilmektedir. Bunun yanında 60 yaşından sonra, görme kayıplarının en büyük sebeplerinden biridir. Glokom yaş ilerledikçe riski de artmaktadır,
- Ailesinde göz tansiyonu ve bunun sonucunda bu glokom kişilerde, risk grubundadır. Yani kısacası genetik faktörlerde vardır, ailesinde bu hastalığı geçirmiş olanlar varsa yılda bir kere muayeneye gitmesi gerekir,
- Özellikle sigara kullanımı sağlık açısından bir çok sorunlara sebep olurken, Gözde de retina hastalıkları konusunda risk faktörü oluşturmaktadır,
- Bazı hastalıkların tedavisi için uzun süreli kortizon kullanımı da, yine glokom yönünden risk oluşturmaktadır,
- Göze dışarıdan gelen darbeler, yaralanmalar, kazalar gibi dramlar sonucunda da glokom riski oluşabilir,
- Bunların yanında yüksek dereceli gözün kırma kusurları, yani yüksek dereceli hipermetrop ve miyop göz tansiyon riskini arttırmaktadır.
Göz Tansiyonu Neden Yükselir?
Göz tansiyonu, gözümüzün düzgün bir şekilde çalışabilmesi, görme işlevini yerine getirebilmesi için ve kendi sağlığını koruyabilmesi için normal sınırlarda olması gerekmektedir. Aköz hümör adındaki sıvı göz içi basıncını oluşturur. Savunan göz içinde, devir daim yapması gerekir. Aköz hümör sıvısı bir taraftan üretilirken diğer taraftan da tahliye olması gerekir ki, göz içi basıncı yükselmesin. İşte göz tansiyonu yapım aşamasında değil de, vücudun dışına fazla olan aköz hümör sıvısı atlamadığı zaman ortaya çıkmaktadır. Biraz daha açıklayacak olursak, üretilen sıvı sürekli sabit kalmakta ama dışarıya çıkan sıvı da herhangi bir azalma olmamaktadır. Bu şekilde fazla olunca da, göz içi basınç normal olarak artmaktadır.
Göz Tansiyonu Kaç Olmalı?
Ortalama olarak bir değer verecek olursak. Zaten çoğu kişide göz tansiyonu normal değerleri 16-21 mmHg arasında seyretmektedir. Ancak bu değerler kişiden kişiye değişlik gösterebilir. Birine normal olan değer diğerine normal olmayabilir. Tıpkı normal vücudumuzun tansiyonu gibi, herkeste aynı değerler, aynı etkiyi yaratmayabilir. Örneğin bazı kişilerde göz tansiyonu 26 mmHg değerlerine kadar çıksa bile, optik sinirlere herhangi bir zarar vermezken, bazı kişilerde 15 mmHg değerlerinde bile göz olumsuz olarak etkilenmektedir . Bu durum tamamen kişinin genel sağlık durumu ve göz yapısı ile ilgilidir.
Tabiki ölçüm yaparken gerçek değerler önemlidir. Örneğin hava üfleyerek ölçüm yapan makinelerde gerçek değerler çıkmayabilir. Onun yerine mavi ışık kullanan aplanasyon tonometre olarak adlandırılan cihaz ile ölçümler en doğru sonuçlar verecektir. Hava üfleyerek göz tansiyonu ölçümü yapa makinelerin, sonuçlarında hata payı mutlaka olacaktır.
Bu yüzden glokom hastalarında, tedavi planları yapılırken, hava üfleyerek göz tansiyonu ölçen cihazlar tercih edilmez. Hata payı olmayan aplanasyon tonometresi ile elede edilen sonuçlar değerlendirilmelidir.
Göz Tansiyonu Ölçümü Nasıl Yapılır?
Tam olarak göz tansiyonu ölçümleri yapılamaz, çok azda olsa bir hata payı mutlaka olur. Hata paysız ölçüm yapmak için göz içine iğne batırılarak göz tansiyonu ölçümü yapılabilir. Ancak bu teknik kullanılmaz, zaten iş pratiğe gelince çokta mümkün görünmüyor. Fakat günümüzde çeşitli yöntemler ve cihazlar kullanılarak, dışarıdan göz içi basıncı ölçümlemeleri yapılabilmektedir.
Birçok sağlık kuruluşunda olan ve temelinde göze hava üfleyerek göz tansiyonunu ölçen air-puff cihazları vardır. Aslında bu cihaz tam bir ölçüm cihazı olarak adlandırılamaz, sadece tarama cihazı yani bir sorun varsa bunu tespit edebilir. Gerçek göz tansiyonu ölçen cihaz ise, az önce bahsettiğimiz aplanasyon tonometresi ile mavi ışık kullanan cihazlardır. Bu cihazlar özellikle glokom hastalarının göz tansiyonu ölçümleri için olmazsa olmazlardandır. Hata payı diğer air-puff cihazına göre çok daha düşüktür.
Özellike hava üfleyerek göz tansiyonu ölçümü yapan cihazlar, ölçümü yüksek çıkarabilir. Sağlık kuruluşunda aplanasyon tonometresi yoksa, bu doğrulanamaz ve hastalara glokom tanısı konularak, ilaç tedavisine başlanabilir. Bu tür ölçümü yanlış çıkan hastalara yanlışlıkla glokom tanısı konulduğunu ve boş yere glokom tedavisini yapıldığını kliniklere gelen hastalarda gördük. Bu nedenle aplanasyon tonometresi ile yapılan ölçüm yoksa, diğer air-puff cihazının verdiği sonuca güvenerek hastalara glokom tanısı koymak yanlıştır.
Evde Göz Tansiyonu Ölçümü Mümkün mü?
Evde göz tansiyonu ölçümü yakın zamana kadar mümkün değildi. Ancak artık gelişen teknolojinin, göz tansiyonu ölçümüne de adaptasyon sağlaması ile, bu alandaki eksiği kapatmak istemesi ile artık evde göz tansiyonu ölçümü ever mümkün. Ama evde göz tansiyonu ölçen cihaza herkesin ulaşması fiyat nedeni ile çok mümkün değil. Hasta kendisi ölümünü yapar ve sonuçları direkt olarak hekimine gönderir. Bu cihazlardan alan hastalar Türkiyede var ve kullanmaktadırlar. Ancak sürekli her gün, her gün göz tansiyonunu ölçmeye gerek yoktur. Önemli olan göz doktorunun yapacağı görme alanı testleri ile göz sinilerinin incelendiği OCT testlerinin sonuçlarıdır. Örneğin bu sonuçlara bakan hekim göz sinirlerinde hasar görüyorsa, son testten sonra hasar ilerlemişse zaten göz tansiyonun yükseldiğini ve buna neden olduğunu anlar. Göz sinirlerinde hasar yoksa veya ilerlememişse göz tansiyonu zaten kontrol altındadır.
Görme Siniri İncelemesi Nasıl Yapılır?
Günümüzde görme sinirleri (optik sinir) teknolojinin yardımı ile kolayca ve detaylıca incelenmekte, hasar söz konusu ise rahatça görülmektedir. Görme sinirleri değerlendirmek için, OCT, açılımı ise Optik koherens tomografisi ve görme alanı testidir. Görme alanı testi özellikle açık tip glokom hastalarında olan görmede daralmayı tespit etmek için yapılır. Çünkü açık açılı glokom sinsice ilerler ve teker görme son aşamda etkilendiği için hasta giderek daralan görüşünü fark etmez.
Önemli olan glokom erken teşhis edildiğinde damla tedavileri ile, müdahale edilebilmektedir. Körlüğe neden olabilen bu hastalık, dünyada tam görme kaybına neden olabilen ikinci göz hastalığı olarak bilinir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir. Artık günümüzde teknoloji sayesinde erken dana kolayca konula bilmektedir. Bu nedenle hiçbir glokom hastası korkmamalı.çünkü erken tanı sayesinde hastalık tedavi edebilmekte. Eğer risk grubundaysanız mutlaka düzenli olarak göz ekimi kontrollerinizi mutlaka yaptırmalısınız.
Glokom tanısı konulmuş hastaların, tedavi süreçleri kontroller arasındaki görme alanı testleri ile yapılan OCT testleri karşılaştırılarak tedavinin seyri ve ne kadar etkili olduğu anlaşılmaktadır. Artık günümüzde kullanılan cihazlar bu verileri otomatik olarak en başından itibaren karşılaştırmaktadır. Herhangi bir verilerde azalma veya artma söz konusu olduğunda otomatik olarak uyarı vermektedir. Ancak önemli olan bu testlerin her zamn aynı cihazlar ile yapılmasıdır. Çünkü cihaz birinci ölçümden itibaren verileri kayıt altına almakta ve sonraki ölçümlerde bunları sürekli olarak karşılaştırmaktadır.
Buradan şu sonucu çıkartabiliriz; eğer glokom hastasıysanız sürekli olarak gidebileceğiniz, kolay ulaşabileceğiniz ve son teknolojik cihazlar ile güvenilir şekilde hizmet veren bir göz doktorunu tercih etmeniz gerekecektir. Bütün takipler aynı hekim tarafından yapılırsa, tedavi planları çok daha etkili uygulanabilmekte.
Göz Tansiyonunun Neden Olduğu Glokom Çeşitleri
Glokom göz sinirlerin hasar görmesidir. Göz tansiyonu ise göz içi basıncı ifade eder. İkisi aynı değildir. Ancak yüksek göz tansiyonu glokoma neden olduğu için ikisi aynı yerde kullanılıyor. Fakat her göz tansiyonu glokoma neden olmaz. Şimdi göz tansiyonunun neden olduğu glokom tiplerine bakalım.
İlgili Konumuz: Her Göz Tansiyonu Glokom mudur?
Açık açılı glokom
Toplumda en fazla görülen glokom tipi açık açılı glokomdur. Aköz hümör sıvısını boşaltmak ile görevli olan kanalların tıkanması ile ortaya çıkar. Bu sıvı bir yandan üretilir bir yandan boşaltılır. Eğer kanallar tıkanırsa, boşaltımda sorunlar olacağı için sıvı birikmesine bağlı olarak göz içi basıcı artacaktır. Bu aköz hümor sıvısı lens ve korneanın beslenmesini sağlayarak, siliyer cisim tarafından üretimi sağlanır.
Açık açılı glokomun kendi içerisindede alt gurupları vardır. Ancak bu makalede bunlara uzamaması için değinmeyeceğim. Sadece glokomu anlatan bir makale yazdığımda detaylarına gireceğim. Açık açılı glokomun alt tipleri birbirine çok benzer ve ortak özelliği yavaş ve sinsice, belirti göstermeden ilerlemesidir. Merkezi görmeyi en son etkilediği için, hasta iki gözü açıkken çevresel görmenin bozulduğun anlayamaz.
Bu nedenle özellikle glokom risk grubunda olanlar, düzenli olarak 40 yaşından sonra göz doktoru muayenelerine giderek, düzenli göz tansiyonu ölçümlerini yaptırmalıdırlar. Göz tansiyonunda şüpheli bulunanlara göz sinirlerinin kontrollerinin yapıldığı OCT Optik (koherens tomografi) testi ve görme alanı testi yapılır.
Kapalı (Dar) Açılı Glokom
Kapalı glokom çok sık görülmesede, görülmesi halinde hızlı ve ani gelişen göz tansiyonu yükselmelerinde, glokom krizine neden olarak, kısa süre içinde optik sinirlere yoğun baskı yaparak, ölmelerine ve tam görme kaybına neden olabilmekte. Dar açılı denmesinin sebebi ise, iris ve kornea arasında olan açının gerçekten dar olmasından bu ismi alır. Sıklıkla göz bebeklerinin büyümesi, irileşmesi durumlarında ortaya çıkar. Genel olarak glokom hastalarına baktığımızda kapalı açılı glokom %5 ile %10 oranına olduğunu görmekteyiz. Kapalı açılı glokomlarda, birden bire, aniden göz tansiyonu 50 mmHg gibi yüksek bir değeri çıkabilir. Bu durumda hastada bulantı, kusma, gözde şiddetli ağrı, bulanık görme, gibi şikayetler ortaya çıkar. Eğer dar açı glokom erken teşhis edilirse, göz doktoru tarafından yapılacak küçük bir lazer operasyon ile bu ani gelişen ve tam görme kaybına neden olan durum ortadan kaldırılır.
Yapısı gereği açısı dar olan gözlerde, aniden gelişen glokom krizlerine bazı kullanılan ilaçlarda neden olabilir. Bu nedenle özellikle iris ve kornea açısı dar olan kişiler, grip ve alerji gibi hastalıkların tedavilerinde kullanılan ilaçları kullanmadan önce prospektüslerine bakılmalı, glokom uyarısı varsa, kesinlikle göz hekiminin onayı olmadan kullanılmamalıdır.
Doğumsal Glokom
Bebek anne karnındayken, gelişim aşamasında oluşan sorunlar nedeni ile oluşur. Bebek doğduktan sonra tespiti yapılır. Veya bebek doğduktan 2 – 3 yıl içinde ortaya çıkabilmektedir. Doğumsal olarak oluşan glokomlarda erken tanı ile erken tedavi oldukça önemlidir. Erken tanı konulması ardından çok acil bir şekilde ameliyat edilerek tedavi tamamlanmalıdır.
Doğumsal glokomlar, özellikle akraba evlilikleri yapanlar da daha fazla görülmektedir. Bunun en belirgin sebebi ise hastalığın genetik geçişli özelliği olmasıdır. Fakat genetik geçişi olmasa bile veya ailede herhangi bir kişide glokom olmasa bile, konjenital glokom gelişebilir. Konjenital glokomu olan bebeklerde; gözlerde sulanma, ışığa karşı aşırı haysiyet, göz küresinde durmayan bir büyüme gerçekleşmesidir.
Oküler Hipertansiyon
Oküler hiper tansiyon demek, daha henüz glokom oluşmadan önce, eğer göz tansiyonu yükse değerlerde çıkarda buna oküler hipertansiyon adı verilmektedir. Bu hastaların hepsinde glokom oluşacak diye bir kural yoktur. Sadece glokom oluşma riski bu hastalarda daha fazladır. Ama hepsinde optik sinir hasari yani glokom oluşmaz. Oküler hipertansiyon tanısı almış hastalar, düzenli olarak göz doktoruna gelerek OCT ve görme alanı testleri yaptırarak sürekli takip edilmelidir. Olası bir görme siniri hasar başlangıcında, hemen müdahale edilerek gerekli ilaç tedavisi başlanır. Böylece görme kaybının önüne geçilmiş olur.
İlgili Konumuz : Glokom Çeşitleri Nelerdir? Kaç Tipi Vardır?
Glokom ve Göz Tansiyonu Tanısı Nasıl Konulur?
Öncelikle glokomdan şüphelenmek için göz tansiyonunu yüksek çıkması gerekmektedir. Veya kişinin ailesinde glokom tanısı almış kişilerin bulunması durumunda da, glokomdan şüphe edilmelidir. Göz tansiyonu yüksekliği tanısı konulması için, göz içi basıncını ölçen cihazlar kullanılmaktadır. Ancak göze hava üfleyerek göz içi basıncını ölçen cihazların doğruluk payı çok fazla değildir. Bu cihazlar sadece tarama amaçlı kullanılmaktadır. Eğer bu cihazların ölçümlerinde herhangi bir şüpheye düşürürse, aplanasyon tonometresi adı verilen ve hata payı oldukça düşük olan cihaz ile göz tansiyonu ölçülmelidir. Göz tansiyonu yüksek çıkan kişilerde veya aile bireylerin de göz tansiyonu olan kişilerde, kesinlikle optik sinir değerlendirmesi düzenli olarak yapılması gerekmektedir. Bu şekilde glokom tanısı konulabilmektedir.
Görme sinirlerini değerlendirilmesi için, OCT, açılımı ise Optik koherens tomografisi yapılmaktadır. Bu test sayesinde görme sinirlerinin hasar alıp almadığı ayrıntılı olarak görülebilmekte ve glokom tanısı konulabilmekte.

Glokom Tedavisi Nasıl Yapılır?
Glokom tedavisinde, en önemli nokta sürekli aynı doktora gidilmeli ve sürekli aynı cihazları ile ölçüm yapılarak elde edilen veriler kayıt altına alınarak karşılaştırılmamalıdır. Bu yapılan tetkiklerin ana amacı görme sinirlerinde oluşacak herhangi bir hasarın olup olmamasını görmektir. Görme sinirlerin de oluşacak en ufak hasarlar erken dönemde anlaşılırsa, daha da ileri gitmeden hemen ilaç tedavisine başlanır. İlaç tedavisinin amacı ise görme sinirine baskı yaparak hasar veren göz içi basıncı yani göz tansiyonunu düşürerek kontrol altına almaktır. İlk olarak ilaç tedavisi ile göz tansiyonu kontrol altına alınmaya çalışılır. Eğer bu tedavi yeterli gelmiyorsa, bu sefer lazer tedavileri ile göz tansiyonu kontrol altında tutulur. Eğer erken tanı konulursa, hastaların korkmasına gerek yoktur. Çünkü erken tanı sayesinde görme sinirlerinin hasar engellenir ve hasta ömür boyu tam görme kaybı yaşamaz.
Selektif Lazer Trabeküloplasti Tedavisi (SLT)
İlaç tedavileri ile istenilen cevap alınmazsa, Selektif Lazer Trabeküloplasti Tedavisi (SLT) yapılmaktadır. Tedavinin amacı tıkanmış olan aköz hümör sıvısını tahliye eden kanalları açarak göz tansiyonunu düşürmektedir. Eğer görme sinirlerinde hasar varsa, onun maalesef geri dönüşü yok. Bu tedaviyle göz tansiyonu normale döndürülür, ve bu şekilde görme siniri hasarları engellenir. Düşük dozlarda lazer enerjisi verilerek tıkalı olan kanalların hücrelerinin pigmentlerine hasar verilir ve ortadan kaldırılır. Bunun sonucundaysa, kanallardan aköz hümör sıvası rahatlıkla tahliye edilerek, göz içi basınç otomatik olarak kontrol altına alınır.
Ameliyat ilk olarak, işlemin yapılacağı göze anestezik damla uygulanarak, gözün uyuşması sağlanmaktadır. Böylece hasta işlem sırasında hiçbir acı ağrı hissetmez. Ardından aköz hümör sıvısının dışarıya tahliye edilmesini sağlayan kanal çıkıklara 40 ile 60 saniye arasında düşük lazer ışınları uygulanır. Bu sayede ise kancıklar grammış veya tıkanmış yapısı açılarak savunur rahat bir şekilde tahliye edilmesi sağlanmış olur. Bu tedavi etkisini bir ay ile en geç üç ay da göstermektedir. Ayrıca Selektif Lazer Trabeküloplasti Tedavisi (SLT) ile glokom hastalarının göz içi basınçlar ortalama olarak %25 ile %30 arasında düşme gözlemlenmektedir.
Yapılan Selektif Lazer trabeküloplasti tedavisi (SLT) ortalama olarak bir yıl ile beş yıl arasında etkili olur. Etkisi geçtikten sonra işlemin tekrar edilmesi gerekmektedir. Bu tedavi yöntemiyle ilaç kullanımı yapılmasına rağmen göz tansiyonunda istenilen iyileşme sağlanamazsa veya kullanılan ilaçlar nedeniyle alerji veya yan etki şikayetleri olmasından dolayı, ilaç kullanamayan hastalara uygulanmaktadır.
Doktora Ne Zaman Gidilir?
Glokom hastalarında genellikle, günün erken saatlerinde her gün yaşanan şiddetli baş ağrıları ve bunun yanında her zaman olmasa da bazı zamanlarda görme de bulanıklaşma gibi şikayetler oluşabilmektedir. Özellikle aile bireylerin glokom tanısı konulmuş kişiler varsa, bu kişilerin daha dikkatli davranması, ve belirtiler konusunda daha hassas olması gerekmektedir. Bu tür kişilerin en az yılda bir kere göz hekimi muayenesinden geçmesi tavsiye edilmektedir. Özellikle bulanık görme, sabahları baş ağrısı ile birlikte görüş açısından daralma yaşanıyorsa acilen bir göz hekimine başvurulması gerekir.
Glokom Riski Nasıl Azaltılır
Glokom riskini azaltmak için, düzenli göz doktoru muayenesine gidilmesi gerekmektedir. Eğer düzenli göz hekimi muayenesine gidilmezse, açık açılı glokom sinsi ilerlediği için, hasta belirtileri fark ettiğinde optik sinir hasarları gerçekleşmiş olur. Bu nedenle 40 yaş ve öncesinde her üç yılda bir hiçbir sorunu olmayan kişiler bile göz doktoru muayenesine gitmelidirler. 40 yaştan sonra ise her iki yılda 1,60 yaştan sonra ise her yıl düzenli göz ekimi muayeneleri yapılmalıdır. Bu muayeneler hem göz tansiyonu erken tanısında hem de göz tansiyonunun neden olacağı glokom yani optik sinir hasarının önüne geçecektir.
Özellikle ailesinde göz tansiyonu olan, bu göz tansiyonu glokoma neden olmuş kişilerin çok daha dikkatli davranması gerekmektedir. Çünkü bu hastalıkta genetik etkenler önemli rol oynamaktadır. Eğer sizin de ailenizde glokom tanısı almış aile bireyleri varsa, düzenli olarak göz ekimi kontrollerinizi aksatmamanız gerekir.
Bir diğer dikkat edilmesi gereken konu ise, göze dışarıdan gelen darbeler, kazalar, travmalar. Bu gibi durumlar ciddiyse glokoma sebebiyet verebileceği için, bu gibi durumlarda mutlaka göz hekimine gitmek gerekir.
Unutulmamalıdır ki, göz tansiyonu erken tanısında henüz optik sinirlere zarar vermemiş rahatlıkla kontrol altına alınmaktadır. İlerleyen zamanlarda tespit edildiği zaman, zaten görme kaybı oluşmuştur. Bundan sonrası için daha fazla görme kaybının oluşmasını engellemek adına göz tansiyonunu normal değerlerine çekerek, görme sinirlerinden daha fazla hasar görmesi engellidir.
